28 Nisan 2015 Salı

Le Misantrophe ya da Kırılmışlığımız


hep insan,
her insan bir hayal kırıklığı.
ve her kırığın sonu misantrophy..*

Hayat dediğimiz galiba hümanizmden misantrophye giden bir tren. Bilmem ki ring tur mudur, başladığı yere dönüyor mudur?

Elimde, avucumda kırıklar... sonsuz kırıklar... yenilenen kırıklar.. tedavi edildikçe başka taraflardan kendini gösteren kırıklar...

Tanrım, delirme hakkımı şimdi kullanabilir miyim?
peki.





*misantrohpy: insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek

21 Nisan 2015 Salı

Uzlaşabilmek or not.


         Nasıl güzel başarıyorlar uzlaşabilmeyi, aynı parantez içinde yer alabilmeyi. Kıvrılmayı, bükülmeyi, kabullenmeyi...
Ben daha ''olmamış''ım galiba; çünkü uzlaşıdan anladığım tek şey gitmek. Çünkü başka çözümü yok, çünkü orta yok,
yol hiç yok.
Hep savaş, vira savaş, hemvare savaş.

          tarifsiz
          yoruluyorum.

Kurtulmak için önüme Sevr Antlaşması koysalar zerre tereddüt etmeden imzalarım, her seferinde. Zira en iyi uzlaşma yok olmanın kendisi bence.

        öğrenilir mi ki aksi, mümkün müdür savaşmadan yaşamak?



- ''ne sevdam bitti ne kavgam''

31 Mart 2015 Salı

Çözüm süreci şiiri: Yokuş Yol'a

Turgut Uyar yazmış, benim belkimdi.

güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
kürdistan'da ve muş - tatvan yolunda bir yer kanar

muş - tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar

muş - tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar

9 Şubat 2015 Pazartesi

Sığamıyorum

Ne bir bedene, ne bir beyne, ne bir ideolojiye, ne yeryüzüne, ne gökyüzüne ne denize ne benze...sığamıyorum.
Küçülmek istiyorum sanki sığmak, sanki sığınabilmek için. Küçüle küçüle biteyazmak, unufak olmak... mümkün müydü başladığımız yere dönebilmek? Mümkünlük mümkün müydü aslında?
Peki var olmak buysa yok olmak neydi?

"ha biz varız
ha biz maskeli balo
saygıya durup üstün bir gecede
bir sır payı katlayıp
sade bir kahveden
keyifsiz bir detayın hükmüyle
ha biz yokuz
ha biz seferde"*

*Cahit Zarifoğlu

27 Ocak 2015 Salı